Category Archives for Kendimden

Birkere de sen çık, dürüst siyaset yap!

Her zaman yaptığım gibi haber sitelerini turlarken, yine CHP Lideri Deniz BAYKAL’ın şahsına yakışır cinste, ciddiyetten nasibini almamış ve halen daha nasıl haber değeri taşıdığını dahi anlayamadığım açıklamasıyla karşılaştım.

Haberin giriş metni aynen şöyle; Continue Reading »

Gelecek, Geliyor, Geldi ve Geçti…

Merhabalar;

Ramazan ayı geldi, geçti. İyi kötü bir oruç maratonu daha bitti. Derken Ramazan Bayramı telaşı aldı bizi. Ne giyeceğimizden, nerelere ziyarete gideceğimize kadar birçok şeyi kafamızda planlandık ettik.

Ramazan bayramıda geldi. Ve işte bir ramazan daha geçti. Aslında uzun uzadıya yazmakta gelmiyor içimden. Pek tat alamadım bu bayramdan. Biz mi yaşlandık, bayramın mı eski havası yok bilmiyorum ama :) her nedense pek bir sıkılgandım bu bayramda…

Tabi sevdiğinden uzakta geçirilen bayramda bukadar olur salında. Fazlasını da beklememek lazım…

Herneyse… Diyeceğin şudur ki;

Bir Ramazan daha geldi… Geçti… Gitti…

Gelecek dedik. Geliyor dedik. Geldi dedik. Ve şimdi de bitti diyoruz…

Daha nice bayramları görmek ümidiyle… Herkesin bayramı şeker tadında geçmiştir inşallah…

İyi Bayramlar ;)

Ömrünüz boyunca unutamıycağınız, ”ah şu 2009 un Ramazan Bayramı çok güzeldi yaa ” diyebileceğiniz, Gerçekten çok güzel ”şeker” tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle…
:) (: hepinize ii bayramlarrrrr :) (:

Ve Arefe Günü :)

Ramazanın ilk günleri geçmek bilmez bir türlü .. 
Hele sonunu düşündükçe deriz ay 30 gün nasıl geçicek yarabi nasıl dayanıcaz oruca…
İmsakiyelere bakarız daha 28 gün var, 25 gün kalmış .. 30 günün bitmeyeceğini düşünürüz ve içimiz hafif bir  ümitsizlik kaplar ..
Zamanla alışırız ramazanada, orucada, yiyip içmemeyede…
Hatta iftar saatinden sonra bile elimizi yemek için bir yiyeceğe attığımızda önce bi düşünürüz hangi vakitteyiz die. Sonra hatırlarız iftar vaktinin geçtiğini gülümser ve gönül rahatlığıyla yerizz..

İşte ben ramazanın ilk 15 gününü yani bu alışma devresine kadar olan zaman aralığını bir yokuşu tırmanmaya benzetiorum…
Zorla 15 gün tırmanıyoruz o yokuşu.. Günleri sayıyoruz, gün içerisinde yeme içme bağımlılığımızdan kurtulmaya çalışıoruz sonra bir bakıyoruz ki, 15 gün geçmiş… 20 gün geçmiş…. Alışmışızz… :)
Ve  yokuş aşağıya hızla inmeye başlamışız…
Geriye kalan son 10 gün 15 gün çok hızlı bir şekilde geçmiiiiiş, gitmiiiiiş..
Vee bayram gelmiş….. :)

Her zaman olduğu gibi bu ramazanda sahuruyla, iftarıyla, sahur programlarıyla, iftar davetleriyle, Sultan Ahmediyle, Eyüp Sultanıyla geldii, ilk 15 günden sonra çok hızla geçtiiiii ve  gitmek üzere…
Ramazanı hakkıyla yaşadık mı, orucumuzu tam anlamıyla tutabildik mi ? Bilemiyorum…
Bildiğim; ramazanın bizlere, ruhumuza, dünyamıza kattığı güzel iklimi tekrar yaşayabilmek için yarından sonra bir sene daha bekliyceğimiz…
Ve biliyoorum ki peygambermiz bizlere buyurmuş, demiş;
“Arefe gününe hürmet edin! Arefe Allah’ın kıymet verdiği bir gündür.”
“Günlerin en faziletlisi arefe günüdür. Faziletçe cumaya benzer. Arefe günü cuma günü dışında yapılan yetmiş hacdan daha faziletlidir (Hac da iken). Duaların en faziletlisi de arefe günü yapılan duadır.”

“Arefe Günü oruç tutana, Adem aleyhisselamdan Sura üfürülünceye kadar yaşamış bütün insanların sayısının iki katı kadar sevap yazılır.””

Onun için diyorum ki;
şimdiye kadar değerlendiremediysek de en azından yarın ramazanımızın son gününü değerlendirelim…
Diyorum ki;
Hazır önümüzde son bir gün daha varken afere günümüzü güzel geçirelimmmm..
Mutlu, güzel bir son yaşayalımmmm….
Bayrama içimiz kalbimiz rahat, ruhumuz da huzur bulmuş olarak girelimm……

Hepinize ii  bir arefe günü dilerimm.. :)

Yolculuk vakti geldi… Yine sensiz…

Merhaba arkadaşlar;

Bayramı köyümde geçirmek için bir süre İstanbul’dan, evimden, sevdiğimden ve sevdiklerimden ayrılıyorum.

Köyüme gitmenin kıpırtısı şuanda içimde olsa da , daha gitmeden bastıran şu özlem duygusu yok mu? İstanbul’a dönüşü şimdiden bekler oldum. Daha şimdiden gözümü dönüş tarihine diktim. Hasretini şimdiden yaşar ve kavuşmanın sıcaklığını daha şimdiden duyar oldum…

Ben yokken evime iyi bak İstanbul!.. Sevdiğime iyi bak… Sevdiklerime iyi bak… Kendine iyi bak…

Herkesin Ramazan bayramı şimdiden mübarek olsun… Bensiz geçirdiğiniz günleriniz aydın olsun… Gününüz aydın olsun…

Not : Seni seviyorum…

Bugün 12 Eylül…

” Aziz Yurttaşlarım;

Bir defa daha belirtiyorum ki; Silahlı Kuvvetler aziz Türk Milletinin hakkı olan refah ve mutluluğu, vatan ve milletin bütünlüğü ve gittikçe etkisi azaltılmaya çalışılan Atatürk ilkelerine yeniden güç ve işlerlik kazandırmak, kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak, kaybolan Devlet otoritesini yeniden tesis etmek için yönetime el koymak zorunda kalmıştır. ”

Bu sözlerle başladı oyun… Ya da bu sözlerle bitti oyunun 1. perdesi… Geçildi 2. perdeye mi demeliydim? Herşey planlanmıştı zaten. Zeminde buna epeyce hazırlandı. Aslına bakarsanız tamda zamanıydı… Şimdi olmazsa nezaman olacaktı ki ?

Hergün sen sağcısın, ben solcuyum diye en az 30 kişi cinayetlere kurban gidiyor, devrin başbakanı kendini bilmez, çaresiz, aciz açıklamalarla hergün halkın karşısına çıkıyor ve güvensizliği bir adım daha tırmandırıyor, o da yetmemiş gibi Hükümet bir türlü yeni Cumhurbaşkanını seçemiyor, sağ kesim için çalışan siyasilerin düzenlediği mitingler sabote ediliyor… Aralarından olmayan bir kesimin yaptığı eylemler, şeriat amacı güden eylemler olarak nitelendiriliyor ve devam eden huzursuz ortam sürekli canlı tutulmaya çalışılıyordu.

Bu atmosferde Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime Türkiye tarihinde 3. kez el koydu. Ve işte sonrasında meclisin halini, siyasi yönetimin merkezi olan meclisin, siyasilerden uzak, kendisine hiç yakışmayan, yakıştıramadığım o durumunu özetleyen bir fotograf;

Aslında bu fotografı gördükten sonra hakkında konuşulacak pekte birşey olmadığını düşünüyorum… Yapılan askeri müdehalenin bu tek kare fotografı en başta da söylediğim gibi, bana oynanan bir oyunun 2. perdesini çağrıştırıyor…

Bu fotograftan sonra daha yazası gelmiyor insanın. Darbenin nelere mâl olduğunu şöyle kısaca bir özetleyip, bu konuda daha fazla bilgi edinmeniz, araştırmanız ve bilgilenmeniz için sizi yalnız bırakmalıyım diye düşünüyorum…

İşte o sabah ve sonrasında olanların kısaca rakanlara dökülmüş hali;

  • 650 bin kişi gözaltına alındı.
  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.
  • 517 kişiye idam cezası verildi.
  • Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).
  • İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
  • 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
  • 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
  • 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
  • 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.
  • 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
  • 300 kişi şüpheli bir şekilde öldü.
  • 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
  • 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hekimin işine son verildi.
  • 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
  • 39 ton gazete ve dergi yakıldı.
  • Cezaevlerinde toplam 299 kişi hayatını yitirdi.
  • 144 kişi şüpheli bir şekilde öldü.
  • 14 kişi açlık grevinde öldü.
  • 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
  • 95 kişi “çatışmada” öldü.
  • 73 kişiye “tabii ölüm raporu” verildi.
  • 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.

 Tüm bu rakamlara rağmen, hala katıldığı programlarda verdiği demeçlerde durumdan rahatsız olmadığını bildiren Evren Paşa ve arkadaşlarına diyecek kelime bulamıyorum. Hele ki Evren sözüm ona PAŞA gibi bir şahsiyeti ülkenin başına getiren zihniyeti, hala siyasi arenada gördükçe, bu duruma kayıtsız kalanları gördükçe… Kelimeler düğümlenip kalıyor inasanın şurasında…

Belkide çok düşünmemek lazım. Belkide bu yazı için, benim için susma vakti gelmiştir… Ozaman bu vakit’in gereğini yapayım. Ve susayım…

Herkese Kara Eylül’den birkez daha merhaba!..

Olabiliyorsa gününüz aydın olsun…